Hakkında The Turin Horse
Béla Tarr'ın sinema kariyerinin doruk noktası olarak kabul edilen 'The Turin Horse' (A torinói ló), 2011 yapımı unutulmaz bir Macar dramasıdır. Film, filozof Friedrich Nietzsche'nin 1889'da Torino'da bir atı korumak için sarıldığı ve ardından zihinsel bir çöküş yaşadığı tarihi anekdottan esinlenir. Ancak Tarr, hikayeyi atın ve sahibinin perspektifinden anlatarak varoluşsal bir destana dönüştürür. Kırsalda izole bir evde yaşayan yaşlı çiftçi Ohlsdorfer (János Derzsi) ve kızı (Erika Bók), günlük rutinlerini sürdürürken, sadık atlarının aniden çalışmayı reddetmesiyle hayatlarının temel düzeni sarsılır. Rüzgarlı ve kasvetli bir manzarada, yiyecek, su ve umut tükenirken, baba ve kızın hayatta kalma mücadelesi, insanlığın en temel sorularına dönüşür. Béla Tarr'ın karakteristik uzun planları ve siyah-beyaz görüntü yönetimi, seyirciyi bu kasvetli atmosferin içine çeker. Oyunculuklar, özellikle Derzsi ve Bók'ın minimalistik ancak son derece güçlü performansları, diyalogların azlığına rağmen derin bir duygusal yoğunluk taşır. Yönetmen Tarr, filmi 'dünyanın sonunun hikayesi' olarak tanımlar ve bu his, her karede hissedilir. Müzik ve doğa sesleri, filmin ritmini belirleyerek izleyiciyi meditatif bir deneyime davet eder. 'The Turin Horse', sadece bir film değil, bir varoluş sorgulamasıdır. İzleyiciyi, hayatın anlamı, rutinlerimizin bize dayattığı hapis ve doğanın karşısındaki çaresizliğimiz üzerine düşündürür. Yavaş tempolu anlatımı sabır gerektirse de, ödülü son derece zengin ve unutulmaz bir sinema tecrübesidir. Sanat sineması ve felsefi dram severler için mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt olan bu film, Türkçe altyazılı seçenekleriyle erişilebilir durumdadır.


















